YUNANİSTAN (HELEN CUMHURİYETİ)

                                 

Eski adıyla helen cumhuriyeti egenin incilerinden biri olan Yunanistan Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarının kesişiminde konumlanan, Balkan Yarımadası’nın güney ucunda yer alır ve kuzeybatıda Arnavutluk, kuzeyde Kuzey Makedonya Cumhuriyeti ve Bulgaristan, kuzeydoğuda ise Türkiye ile sınır komşusudur. Dokuz coğrafi bölgeden oluşur: Ege Adaları, Epir, Girit, İyonya Adaları, Makedonya, Mora, Orta Yunanistan, Teselya ve Trakya. Anakaranın doğusunda Ege Denizi, batısında İyonya Denizi, güneyinde Girit Denizi ve Akdeniz yer alır.

 Yunanistan, 227 tanesinde yaşanılan çok sayıda adaya sahiptir ve 13.676 km uzunluğundaki kıyı şeridiyle bu alanda Akdeniz Havzası’nda birinci, dünyada ise on birinci sıradadır. Yüzde sekseni dağlık olan ülkenin en yüksek dağı 2.918 metrelik Olimpos Dağı’dır. Yunanistan; demokrasi, Batı felsefesi, Olimpiyat Oyunları, Batı edebiyatı, tarihyazımı, siyaset bilimi, önemli bilimsel ve matematiksel ilkeler ile Batı dramasının doğduğu yer olması nedeniyle Batı uygarlığının beşiği kabul edilmektedir

Yunanlar, MÖ sekizinci yüzyıldan itibaren tüm Akdeniz ve Karadeniz’e yayılan ve polis olarak bilinen birçok bağımsız şehir devleti kurdular. II. Filip MÖ dördüncü yüzyılda Yunan anakarasının çoğunu birleştirirken oğlu III. Aleksandros, antik dünyanın büyük bir kısmını fethederek Yunan kültürünü ve bilimini Doğu Akdeniz’den İndus Nehri’ne kadar yaydı. MÖ ikinci yüzyılda Roma tarafından ilhak edilen Yunanistan, Roma İmparatorluğu’nun ve Yunan dili ve kültürünün baskın olduğu ardılı Bizans İmparatorluğu’nun ayrılmaz bir parçası oldu. Birinci yüzyılda Rum Ortodoks Kilisesi’nin kuruluşu, modern Yunan kimliğini şekillendirdi ve Yunan geleneklerini Ortodoks dünyasına yaydı.

 On beşinci yüzyılın ortalarında Osmanlı egemenliği altına giren Yunanistan’ın modern bir ulus devlet olarak ortaya çıkışı, verdiği bağımsızlık savaşının ardından 1830’da gerçekleşti. Yunanistan’ın sahip olduğu on sekiz UNESCO Dünya Mirası, ülkenin zengin tarihsel geçmişini yansıtmaktadır. Yunanistan; yüksek gelirli bir ekonomi, yüksek yaşam kalitesi ve çok yüksek yaşam standardına sahip demokratik ve gelişmiş bir ülkedir.

 Birleşmiş Milletler’in bir kurucusu, Avrupa Birliği’nin bir üyesi ve 2001’den beri euro bölgesinin bir parçasıdır. Ayrıca aralarında Avrupa Konseyi, NATO, OECD, Dünya Ticaret Örgütü, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı ve Frankofon’un da bulunduğu pek çok uluslararası kuruluşa üyedir. Kültürel mirası, turizm sektörü, taşımacılık sektörü ve jeostratejik önemi nedeniyle bir orta güç olarak sınıflandırılmaktadır. Balkanlar’ın en büyük ekonomisi ve önemli bir bölgesel yatırımcısıdır.

Arapçada Roma İmparatorluğu’nda veya Doğu Roma’da yaşayan Yunanlara Romalı, “Rumî” denirdi. Fakat daha sonra sözcük “Rum” halini almış ve bir süre sonra da Türkiye’de Anadolu’da yaşayan Yunanlara denilmiştir ve günümüzde de denilmektedir. Tarihte Helen sıfatı, çeşitli etnik topluluklar için kullanılmıştır. Helen sözcüğü ilk olarak Makedonya Kralı Büyük İskender’nin Pers’ler üzerine yaptığı Asya Seferi sonunda Helen Uygarlığı’nın kurmasıyla başlamıştır. Bu sefer sonunda Anadolu, Mezopotamya, Mısır, İran ve Kuzey Hindistan topraklarını ele geçiren İskender, doğu ve batı (Yunan) kültürlerini sentezleyerek Helen kültürünün oluşumunu sağlamıştır. Bu olaylar meydana gelirken Yunanlar, Helen imparatorluğu içinde dağınık halde yaşıyorlardı. Yunanlar ticari ve kültürel ilişkiler içine girdikleri çeşitli halklarla bu dağınıklığı bozup, birlik oluşturmak istediler. Birliğin oluşmasında halkların lehçe farklarına rağmen ortak bir Yunanca konuşmaları da önemli bir etken olmuştur. Helenler, dillerini anlamadıkları halklara “Bır bır edenler” mânâsına gelen bir sıfat takarak “Barbares” (Barbarlar) demişlerdir. Dil farkı (hellinika) sebebiyle etnik şuur oluşmaya başlamıştır. “Grek” deyimine tarihsel açıdan bakıldığında Yunanların Akdeniz’de koloniler kurması bunda büyük etken olmuştur. O zamanlarda Yunan kolonilerinden biri de İtalya yarımadasındaki Kime’dir. Kime Eğriboz adasında yaşayan Halkisliler tarafından kurulmuştur fakat bu şehrin kurulmasında Eğriboz adasının karşı kıyılarındaki Gralar yardımcı olmuştur. Bunun sonucunda bu kavmin adı İtalya’da biraz değiştirilmek suretiyle Graecus şeklini almış, sonraları Latinler tarafından tüm Helen kavmini gösteren kolektif bir sözcük olarak kullanılmıştır.

“İyonya”, Yunanistan’daki Dor istilası karşısında Anadolu kıyılarına göç etmek zorunda kalan ve Batı Anadolu’da on iki büyük site kuran halkın kendilerine verdikleri isimdir. İyonlar bir süre bağımsız kaldıktan sonra Anadolu’nun halklarından olan Lidyalılar’a boyun eğmişleridir.Daha sonra doğudan gelen Pers işgallerine yenilen Lidya’nın Pers egemenliğine girmesiyle İyonlar’da Pers egemenliğine girmiştir. Daha sonra bu “İyon” adı giderek yayılmaya başladı.

Tevrat’ta Yavan, Asur yazıtlarında Yavnai, Pers yazılı belgelerinde Yauna olarak gösterilmiştir. Buna göre; doğudan gelen ve önce Batı Anadolu’yu -dolayısıyla İyonya’yı- ele geçiren Persler, Ege’deki düşmanlarına “Yauna” adını vermişlerdir. Bu ad zamanla bugünkü Yunanistan halkını da içine alacak şekilde genelleşmiştir.

Tarihi

Güney Balkanlar’da insanların atalarına dair en erken kanıtlar Yunanistan’ın Makedonya bölgesinde yer alan Petralona Mağarası’nda bulunmuş olup, MÖ 270.000 yılına tarihlenmiştir.Güney Yunanistan’da yer alan Mani’deki Apidima Mağarası’nda ise Afrika dışında bulunmuş en eski anatomik açıdan modern insan kalıntıları yer alır. Bu kalıntıların MÖ 210.000 yılından kaldığı düşünülmektedir.

Paleolitik, Mezolitik ve Neolitik çağlarını kapsayan Taş Devri’nin tüm dönemleri Yunanistan bölgesinde temsil edilmiştir. Ülkedeki Neolitik Çağ yerleşimleri MÖ 7. binyıldan kalma olup, Avrupa’daki diğer yerleşimlerden bir kaç yüzyıl daha eskidir. Bunun nedeni, Yunanistan’ın tarımın yayılma merkezi olan Yakın Doğu’ya olan yakınlığıdır. Yunanistan bölgesi, Kiklad uygarlığı (MÖ 3200), Girit uygarlığı (MÖ 2700-1500) ve Miken uygarlığı (MÖ 1600-1100) gibi Avrupa’nın ilk gelişmiş medeniyetlerine ev sahipliği yapmıştır ve Batı uygarlığının başlangıç noktası olarak kabul edilmektedir.

medeniyetler Linear A ve B gibi yazı sistemleri kullanmış, Mikenler ise ilk Yunanca yazılı eserleri üretmiştir. Mikenler zamanla Giritlilerin yerini almıştır, ancak MÖ 1200 civarında Bronz Çağı Çöküşü sonucunda uygarlık yıkılmıştır.Bu, Yunan Karanlık Çağı’na sebep olmuş, bu dönemde yazılı eser üretimi durmuştur.Yunanistan’ın ilk sakinlerine sıklıkla Pelasgi, yani “deniz halkı” denirdi. Yarımadanın bu sakinleri kuzeyden göçen işgâlcilerin etkisi ile güneye kaçtılar. Birbiri ardı sıra gelen işgallerle güney kıyılarına ve Ege Adaları’na yayıldılar. MÖ 3200 civarında bölgeye yeni gelenler birlikte zamanla Yunancaya dönüşen bir Hint-Avrupa dili getirdiler.

MÖ 1. binyılda Homeros’un Eski Yunanca yazmış olduğu İlyada’da, Batı edebiyatının başlangıç noktası olarak sayılmaktadır. II. Filip, MÖ dördüncü yüzyılda Yunan anakarasının çoğunu birleştirirken oğlu III. Aleksandros, antik dünyanın büyük bir kısmını fethederek Yunan kültürünü ve bilimini Doğu Akdeniz’den İndus Nehri’ne kadar yaydı. Antik Yunanistan MÖ 2. yüzyılda da Roma İmparatorluğu’nun hakimiyetine girerek ortadan kalktı. Roma İmparatorluğu’nun 4. yüzyılda bölünmesiyle de 1821’e kadar Doğu Roma ve Osmanlı İmparatorluklarının başkenti olan Konstantinopolis tarafından yönetildi.

 Antik kültürler ve politeist dinler bu dönemlerde yerini Orta Doğu kaynaklı dinler olan Ortodoks Hıristiyanlığa, 13.-14. yüzyıllardan sonra da Müslümanlığa bıraktı.

Günümüzdeki modern Yunanistan, 1821’de başlamış ve Birleşik Krallık, Fransa ve Rusya’nın da desteklediği Yunan Bağımsızlık Savaşı sonucunda Mora Yarımadası ve Atina’yı kapsayan Birinci Helen Cumhuriyeti (1827) adlı devletin Osmanlı İmparatorluğu’nda ayrılmasına dayanmaktadır. Bu devletin başında seçimle gelmiş Yannis Kapodistrias bulunmaktaydı. Kapodistrias, 1831 yılında suikast sonucu öldürüldü. Bu olayın ardından Yunan Krallığı kuruldu ve Birleşik Krallık, Fransa ve Rusya’nın desteğiyle ilk Yunan Kralı olarak Wittelsbach Hanedanı’ndan Bavyeralı prens Otto von Wittelbach atandı.

Bu dönemde Yunanistan Büyük Güçler’in ve Bavyera Krallığı’nın etkisinde kaldı. Krallığın ilk 11 yılında ülkede Bavyera oligarşisi hüküm sürdü. Joseph Ludwig von Armansperg başbakanlık görevini yürüttü, daha sonra ise Otto hem başbakan hem de kral unvanını aldı. 1843’de ise kral anayasayı kabul etti ve bir temsilciler meclisi kuruldu. Otto altında modern Yunan eğitim ve hukuk sistemi ile altyapısı oluştu.Bu dönemde yönetim, tarihsel revizyonizm ile ülkeyi Bizans ve Osmanlı etkisinden çıkartarak Antik Yunanistan kimliğini ve kültürünü öne çıkardı.Bunun sonucunda ülkenin başkenti Nafplion’dan Atina’ya taşındı. Atina, başkent olmadan önce bir köydü. Bu devirde ayrıca Yunanistan Kilisesi kuruldu ve ülkeninin milli kilisesi ilan edildi.

Coğrafyası

Balkan Yarımadası üzerine kurulu olan Yunanistan, 35° – 41°′Kuzey / 19 – 22°′Doğu koordinatları arasında yer alır, doğuda Türkiye, kuzeyde Bulgaristan ve Kuzey Makedonya Cumhuriyeti, kuzeybatıda ise Arnavutluk ile komşudur. Batısında İyon Denizi, güneyinde Akdeniz, doğusunda ise Ege Denizi ile çevrili olan Yunanistan, yaklaşık 3000 ada ve kayalığa sahiptir. Bu adalardan 227’sinde yerleşim olup, sadece 78’inde 100 kişiden fazla insan yaşamaktadır.

Yunanistan’ın 1935 kilometre uzunluğunda kara sınırı vardır; Türkiye ile 203 km (kara sınırı 203, deniz ile birlikte, Trakya’dan Rodos’a kadar 931 km deniz sınırı) Arnavutluk ile 282 km Bulgaristan ile 494 km Kuzey Makedonya Cumhuriyeti ile 228 km Deniz sınırları ise adalar ile birlikte 15,021 kilometredir. Ege Denizi’nde kıyısı bulunan iki devlet olan Türkiye ve Yunanistan’ın karasuları 6 deniz milidir.

Bu kara suları Türkiye ile Yunanistan arasında soruna neden olmaktadır. Adalar Ana madde: Yunanistan’ın adaları listesi Yunanistan’ın sahip olduğu adaların sayısı 1.200 civarındadır. Üzerinde yaşanılan adaların sayısının ise 166 ila 227 arasında olduğu düşünülmektedir. Ülkenin en büyük adası Girit’tir. Olimpos Dağı, Yunanistan’ın en yüksek dağıdır ve On İki Olimposlu’nun yaşadığına inanılan yerdir. Yunanistan’da hâkim iklim büyük ölçüde Akdeniz iklimi’dir. Yazları sıcaklık ortalaması 26 °C – 28 °C ‘dir. Kışlar çok sert geçmez, ancak yüksek kesimler kış boyunca kar alır. Yüzey şekilleri ise fazla yüksek olmayan dağlardan oluşan oldukça engebeli arazilerdir.

Ülke’nin en yüksek noktası Eski Yunan Mitolojisi’nde tanrıların evi olduğu kabul edilen Olimpos Dağı’dır (2,917). Bunu 2,457 metre ile Parnassos Dağı izler. Ülkenin bu denli engebeli olmasının Yunan Mitolojisi’ndeki açıklaması ise tanrıların dünyayı yaratırken toprağı eleyip eleyip, Yunanistan’ın ise kalan tortulları fırlatıp savurması ile oluştuğu yönündedir. Yunanistan ayrıca 1. derece deprem kuşağı üstünde yer alır. Alçak bölümler bitki örtüsü bakımından fakir olup, tek mevsimlik bitkiler yetişir. Ülkenin orta ve güney kısımlarında Akdeniz iklimi’nin karakteristik bitki örtüsü makiler egemendir. Dağlık bölgelerde ise ormanlar yer alır. Ormanlar ya da korular ülkenin yaklaşık %50’sini kaplar.

Dil

Dil Yunanistan’ın dil azınlıklarının çoğunlukta bulunduğu bölgeleri. Arnavutça Arvanitika Yellow star jew.svgLadino Megleno-Rumence Bulgarca Makedonca Türkçe Ulahça Yunanistan’da en çok konuşulan dil, resmî dil olan Yunancadır. Yunanca, çeşitli ağızlarıyla konuşulur. Bunun yanında, ülkede Türkçe, Arnavutça, Ladino, Megleno-Rumence, Bulgarca, Makedonca, Ulahça da ülkede konuşulan dillerdendir. Yunanistan’daki tek resmî dil Yunanca’dır. Çağdaş Yunanca, Halk Yunancası ya da Yunanca söylenişiyle Demotiki (Yun. δημοτική “Đimotiki” okunur) 1976’dan beri Yunanistan’ın ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin resmî dilidir. Yunanca (Ελληνικά – Elinika) 3000 yıllık bir geçmişe sahiptir. Hint-Avrupa dil ailesine aittir. Antik Yunanca Klâsik Yunan uygarlığının dili olarak kullanılmıştır. Modern Yunanca Antik Yunancadan oldukça farklı olmakla beraber köken olarak ona dayanır.

Yunanca, Yunan Alfabesi kullanılarak yazılır.Türkçede Batı Trakya bölgesinde azınlık dili olarak konuşulmaktadır. Yunanistan’ın kurulmasıyla devletin resmî dili Katarevusa ilan edildi. Okullar ve resmî dairelerde sadece bu diyalekt kullanıldı; ancak halk bu diyalekte yabancı olduğundan evlerde ve sokaklarda Halk Yunancası (Demotiki) konuşulmaya devam edildi. Demotiki’de birtakım bozulmalar olunca 1964’te okullarda Demotiki’nin de okutulmasına izin verildi. Bu çift dillilik 1976 yılına kadar devam etti. 1976’da Yunanistan’da çıkan bir kanun ile Katarevusa devletin resmi dili olmaktan çıkartıldı ve Demotiki resmi dil hâline getirildi böylece okul, resmî daire ve evlerde konuşulan dilin aynı olması sağlandı. Yunanlar’ın uzun yıllar farklı milletlerin hâkimiyeti altında kalmaları ya da başka milletleri yönetmesinden dolayı, dilleri bu kültürlerle büyük ölçüde etkileşime girmiştir. Yunanca birçok kelime alıp verdiği gibi, etkileşimlerden yeni lehçeler bile doğmuştur, bunlardan başlıcaları;

📌Demotiki (Δημοτική)

📌Katarevusa (Καθαρεύουσα)

📌Tsakonika (Τσακωνικά)

📌Pontus (Ποντιακά)

📌Kapadokya (Καππαδοκικά)

📌Güney İtalya (Κατωιταλικά)  

📌Yevanika

Araştıran=Batuhan Algül

Yazar=Batuhan Algül

Editör=Batuhan Algül

Seslendiren=Batuhan Algül

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s